Keyifsiz Nağme

Keyifsiz Nağme

oturup hep sabahı beklerdim

sabah bahaneydi, beklediğim başka 

sadece şafak sökerdi, mumlar hep erirdi

hiçbir şey olmasa bile sabah oldu derdim


durmazdım, odadan odaya gezerdim

eşya aramazdım, onlar başka derdin konusu

aradığım hep aynı yerde duran bir benlik

sonra bileklerime kokular sürerdim

o da razı gelemeyen gönlün kokusu

ama beklediğim de aradığım da gelmezdi

onu bilirdim


nice hanenin inşaatına taş taşıdım

dayanamayıp sessiz duvarlara sarıldım

memleketler hep uzaklarda kaldı ya

kimse bilmezdi dün neydim bugün ne olduğumu

niçin hep sandım niçin şimdi saklandım


arala, kapıları arala

mumlar halen yanıyor

bırak eriyip damlasınlar masaya

halen susmaya razı değil gönül

yılanı ne kadar kovarsan kov

yine boğazına dolanıyorsa

harfleri hangi alfabeden seçersen seç

yine sonu uzaklara varıyorsa

maviyi unutur göğün bana bakan tarafı

yağmuru esirger bulutların bana bakan tarafı


perdelerle kaplı camların dışarıyı göremem ki

hangi gün, hangi saat, aynı yer mi

anlatsam, dinlesem, anlasam dişe değemez ki

aynı yöne döner çark, kırılmaz lanetin feleği

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski